Herhalde ayın son yazısı olacak. Görevimi değiştirdim. Gece silahlık yerine artık gündüz koğuştayım. (Bu arada ozaman bunu bilmiyordum ama toplamda 3ay falan bu görevi yaptım -zaten 4ay 10gün Sakarya'daydım- 25 tane kitap okumuşum) En azından daha az uykusuz kalıp, spor vb. faaliyetlerim olmayacak, bir tek iki günde bir nöbet, eh! Bir taraftan iyi bir de dezavantajı var; neyse buna da şükür! Karda buzda donmam artık. Dün gece değişik bir şaman ritüeli gerçekleştirildi. Artık şans için midir bilinmez ancak, hür-general rütbesine terfiye "99" gün kalan birisi yarı çıplak soyulup; sandalyeye oturduldu, akabinde kafasından aşağıya sular döküldü. Herhalde kötü ruhları def etmeye yarayan bir ayindi. Altı gün sonra bize de mi yapılacak? Aslında öğrendiğim kadarıyla bu lanetten kurtulmanın bir yolu daha varmış. Kötü ruhları memnun etmek amacıyla çekirdek-kola ikramı. Kötü ruhlar bundan memnun kalıp; kişiyi ıslanmaya gerek olmadan terk-i diyar eyliyorlarmış.
Öteki dünyayı anlamak zor zanaat!
İşin geyik kısmı bir yana, 200'den ve 100'den düşmek(terhis süresine kalan gün sayısı) bizim için belki çok değil ama birçok insan için gerçekten önemli. Şöyle ki; 200'den düşebilmek için insanlar 260gün askerlik yapıyorlar; hele 100'den düşüp ıslanabilmek için 360gün (neredeyse 1yıl! oha! 1yıl!) dayanıyorlar bu çileye! Bir yönden kutlama gibi oluyor. 99 güne düşmek artık iki haneli olmak demek! Biz bile "Ooo iki haneye düşünce askerlik biter" diyoruz; kalkı ki topu topu 155gün buradayız! 137-138'i miyavlayarak saydığımı hatırlıyorum da ne zaman 106 kaldı! Bugün de uyandığımıza göre bunu da düş; bir şekilde biter nasılsa! Kaldı mı sana 3,5 ay! Hadi Mayıs ayını da sayma (Mayıs 17 terhis) kaldı 3ay. Şubat zaten yarın! Eh iki günde bir nöbet var. Haftasonlarını da düş. Askerliği bitirdim sanırım matematiksel olarak; sadece 15gün kalıyor. Amaaan son 15gün iş mi yapacağız yeniler gelecek oryantasyon falan derken bitti gitti! (Gene ozaman bilmiyordum ama son 1hafta çadırda yattım!) Ne yani beğenmediniz mi hesabı? Geçen hafta terhis olacak şekilde de hesaplayabilirdim, her şey iki rakamın yer değiştirmesine bakar.
Epeydir yazmamıştım. "Ne yapıyorum ben burada"
Önce kibar başlıyorsun "Ne işim var burada", "Neden ben" gibi, sonraları "N'apıyorum lan ben burada"'ya dönüyor. Sonlara yaklaştıkça "Nabıyom la ... soktuğumun yerinde" gibi dil bozuluyor. Gelmeden önce ne kadar kibar bir adam olmuştum zira Rusya'da bir ise yaramadığı için (tabi toplu taşıma kullanmamın da faydası yok değil) iyice insana benzemiştim. Küfürün beşiği online oyunlar da dahil benim olduğum yerde en ufak küfür bile yasakken şimdi ki hale bak. Neyse durduk yere küfür yok en azından. Sadece hırsıza ağırlıktan yerin dibine girmiş hakaretler. Zaten birçoğunun da gün yüzüne çıkmaması isabetli bir karar gibi..
--> Bilal.. 30 yaşında bir elektrik mühendisi.. İlk çarşı* izninden alkollü dönmek suretiyle -tabi onu ispiyonlanyan** yavşağın bu durumda hiç parmağı yok- dikkatleri üzerine çekmeyi bildi.
Şaman ayininden bahsederken, O'nun da bir gözlemi var. Koğuşun en kıdemlisinin dört bir köşeye işemet suretiyle; buranın kendi bölgesi olduğunu belirtmesi, akabinde yasak olmasına rağmen, itfaiye hortumu çekilerek koğuşa su basılması ve yeni gelen tertiplere bu su çektirilerek; (3. kattan en aşağıya kadar) baskının ve gücün mühürlenmesi. Neyse bu bahtsız bedeviden bahsediriz gene fakat şimdi çalınmasın diye "Sabah 9 - Akşam 5" şeklinde görevli olduğu nizamiyeyi*** beklemesi gerekli. En önemli saatler bunlar. geçen yıl iki defa çalmışlar nizamiyeyi, rezil oluruz alim allah.. Nizamiyesiz askeriye, kapısız Nasreddin Hoca türbesi**** gibidir. Sanırım bu durumu en güzel özetleyen söz de bu oldu. Gidenler anlamıştır herhalde!
*Çarşı: Haftanın genellikle kıçında hal-i hazırda boş olduğunuz birgün bu kadar asker bomboş ne yapacak diye düşünülmemesi için (zira rütbeli personel de tatilde) bir kısmının sokağa atılması durumu.
**İspiyonlayan Yavşak: Genellikle takımın yazıcısı veya kıdemlisidir. Bazı durumlarda gıcık olan veya midede hazım sorunu olan farklı yavşak türleri de görülebilir.
***Nizamiye: Kapı! Evet, evet bu kadar! Askeriyenin kapısı işte! Tek farkı, en az bir zavalıının -ki tek başına tutmak, ana nizamiyede rütbeliyle tutmaktan iyidir- mal***** gibi kafasında kompozit başlık -gelen mermiyi durdursun diye takılmıyor bu çelik 3,5kg ağırlığındaki başlık- yandan teğet geçerse sıyırsın diye. hücüm yeleği ve boş silahla (risksiz bölgede, idiotlarla askerlik yaparken) durduğu, oturmanın, kalkmanın, dayanmanın, konuşmanın, susmanın, bazen nefes dahi almanın yasak olduğu bir yer işte!
+Not: Tüm teçhizatlarınız : Kışlık kamuflaj, kompozit başlık, hücüm yeleği, dolu-boş silah (250gr fark ediyor) en aşağı 20-25kg oluyor.
Askerin spor yapması açığından önemli bir yer, çoğu halterci askeriye de tuttuğu nöbetler sayesinde kazandı, kupaları, kemeleri...
****Nasreddin Hoca Türbesi: Konya-Akşehir'de bulunur. Kocaman demir kapısını saran zincirler büyük ve sağlam bir asma kilit tarafından kitlenerek güvenliği sağlanmıştır. Buna ek olarak türbe hocanın müzahına uygun olarak sadece kapı barındırır yani kapının etrafı tamamen açık ve boştur. Tam bizim nizamiyeler de böyledir. 24 saat tam teçhizatlı nöbetçi barındırır, sürekli kilitlidir ancak yanlarındaki alanlar ya demir parmaklıktır ya da gece kondulara dayanmış ince demir perde vardır. Bir şey yapılmak istense veya içeri girilmek, sizi alıkoyacak hiçbir şey yoktur!
*****Mal: Riskin sıfırın altında olduğu bölgede 2 saat boyunca boş silahla ayakta bekleyen kişilere "mal"; yapılan eyleme "mal gibi" niteleme sıfatları kullanımı; özellikle batı bölgesinde yapılan askerlik uygulamalarında mevcuttur. Bu deyim de 1800'lü yıllarda henüz barış varken, tutulan bir nöbet sırasında Nöbet Hosingwa isimli bir askerin işkembe-i kübrasından ortaya çıkmıştır.
Devam edecek...
Öteki dünyayı anlamak zor zanaat!
İşin geyik kısmı bir yana, 200'den ve 100'den düşmek(terhis süresine kalan gün sayısı) bizim için belki çok değil ama birçok insan için gerçekten önemli. Şöyle ki; 200'den düşebilmek için insanlar 260gün askerlik yapıyorlar; hele 100'den düşüp ıslanabilmek için 360gün (neredeyse 1yıl! oha! 1yıl!) dayanıyorlar bu çileye! Bir yönden kutlama gibi oluyor. 99 güne düşmek artık iki haneli olmak demek! Biz bile "Ooo iki haneye düşünce askerlik biter" diyoruz; kalkı ki topu topu 155gün buradayız! 137-138'i miyavlayarak saydığımı hatırlıyorum da ne zaman 106 kaldı! Bugün de uyandığımıza göre bunu da düş; bir şekilde biter nasılsa! Kaldı mı sana 3,5 ay! Hadi Mayıs ayını da sayma (Mayıs 17 terhis) kaldı 3ay. Şubat zaten yarın! Eh iki günde bir nöbet var. Haftasonlarını da düş. Askerliği bitirdim sanırım matematiksel olarak; sadece 15gün kalıyor. Amaaan son 15gün iş mi yapacağız yeniler gelecek oryantasyon falan derken bitti gitti! (Gene ozaman bilmiyordum ama son 1hafta çadırda yattım!) Ne yani beğenmediniz mi hesabı? Geçen hafta terhis olacak şekilde de hesaplayabilirdim, her şey iki rakamın yer değiştirmesine bakar.
Epeydir yazmamıştım. "Ne yapıyorum ben burada"
Önce kibar başlıyorsun "Ne işim var burada", "Neden ben" gibi, sonraları "N'apıyorum lan ben burada"'ya dönüyor. Sonlara yaklaştıkça "Nabıyom la ... soktuğumun yerinde" gibi dil bozuluyor. Gelmeden önce ne kadar kibar bir adam olmuştum zira Rusya'da bir ise yaramadığı için (tabi toplu taşıma kullanmamın da faydası yok değil) iyice insana benzemiştim. Küfürün beşiği online oyunlar da dahil benim olduğum yerde en ufak küfür bile yasakken şimdi ki hale bak. Neyse durduk yere küfür yok en azından. Sadece hırsıza ağırlıktan yerin dibine girmiş hakaretler. Zaten birçoğunun da gün yüzüne çıkmaması isabetli bir karar gibi..
--> Bilal.. 30 yaşında bir elektrik mühendisi.. İlk çarşı* izninden alkollü dönmek suretiyle -tabi onu ispiyonlanyan** yavşağın bu durumda hiç parmağı yok- dikkatleri üzerine çekmeyi bildi.
Şaman ayininden bahsederken, O'nun da bir gözlemi var. Koğuşun en kıdemlisinin dört bir köşeye işemet suretiyle; buranın kendi bölgesi olduğunu belirtmesi, akabinde yasak olmasına rağmen, itfaiye hortumu çekilerek koğuşa su basılması ve yeni gelen tertiplere bu su çektirilerek; (3. kattan en aşağıya kadar) baskının ve gücün mühürlenmesi. Neyse bu bahtsız bedeviden bahsediriz gene fakat şimdi çalınmasın diye "Sabah 9 - Akşam 5" şeklinde görevli olduğu nizamiyeyi*** beklemesi gerekli. En önemli saatler bunlar. geçen yıl iki defa çalmışlar nizamiyeyi, rezil oluruz alim allah.. Nizamiyesiz askeriye, kapısız Nasreddin Hoca türbesi**** gibidir. Sanırım bu durumu en güzel özetleyen söz de bu oldu. Gidenler anlamıştır herhalde!
*Çarşı: Haftanın genellikle kıçında hal-i hazırda boş olduğunuz birgün bu kadar asker bomboş ne yapacak diye düşünülmemesi için (zira rütbeli personel de tatilde) bir kısmının sokağa atılması durumu.
**İspiyonlayan Yavşak: Genellikle takımın yazıcısı veya kıdemlisidir. Bazı durumlarda gıcık olan veya midede hazım sorunu olan farklı yavşak türleri de görülebilir.
***Nizamiye: Kapı! Evet, evet bu kadar! Askeriyenin kapısı işte! Tek farkı, en az bir zavalıının -ki tek başına tutmak, ana nizamiyede rütbeliyle tutmaktan iyidir- mal***** gibi kafasında kompozit başlık -gelen mermiyi durdursun diye takılmıyor bu çelik 3,5kg ağırlığındaki başlık- yandan teğet geçerse sıyırsın diye. hücüm yeleği ve boş silahla (risksiz bölgede, idiotlarla askerlik yaparken) durduğu, oturmanın, kalkmanın, dayanmanın, konuşmanın, susmanın, bazen nefes dahi almanın yasak olduğu bir yer işte!
+Not: Tüm teçhizatlarınız : Kışlık kamuflaj, kompozit başlık, hücüm yeleği, dolu-boş silah (250gr fark ediyor) en aşağı 20-25kg oluyor.
Askerin spor yapması açığından önemli bir yer, çoğu halterci askeriye de tuttuğu nöbetler sayesinde kazandı, kupaları, kemeleri...
****Nasreddin Hoca Türbesi: Konya-Akşehir'de bulunur. Kocaman demir kapısını saran zincirler büyük ve sağlam bir asma kilit tarafından kitlenerek güvenliği sağlanmıştır. Buna ek olarak türbe hocanın müzahına uygun olarak sadece kapı barındırır yani kapının etrafı tamamen açık ve boştur. Tam bizim nizamiyeler de böyledir. 24 saat tam teçhizatlı nöbetçi barındırır, sürekli kilitlidir ancak yanlarındaki alanlar ya demir parmaklıktır ya da gece kondulara dayanmış ince demir perde vardır. Bir şey yapılmak istense veya içeri girilmek, sizi alıkoyacak hiçbir şey yoktur!
*****Mal: Riskin sıfırın altında olduğu bölgede 2 saat boyunca boş silahla ayakta bekleyen kişilere "mal"; yapılan eyleme "mal gibi" niteleme sıfatları kullanımı; özellikle batı bölgesinde yapılan askerlik uygulamalarında mevcuttur. Bu deyim de 1800'lü yıllarda henüz barış varken, tutulan bir nöbet sırasında Nöbet Hosingwa isimli bir askerin işkembe-i kübrasından ortaya çıkmıştır.
Devam edecek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder