Bir metre uzağımda bir arkadaşım, bir diğerine okuma-yazma öğretiyor; üçüncü ders olmasına rağmen, artık çocuğun şevkinden midir, yoksa adamın yeteneğinden mi bilemiyorum ama gayet güzel okuyup, belirli harflerle yazabiliyor. Birinin, bir diğerine hele hele Türkçesi daha doğrusu şivesi bu denli bozukken doğru yazabilmeyi öğretmesi, saçmalıyorum ama gözlerimi yaşarttı.
Arada o kadar büyük fark var ki doğru anlatım için nereden başlamak gerekli emin olamıyorum. Hikaye Aralık'ın 12'sinde İzmir-Narlıdere'de başladı galiba. Galiba diyorum çünkü o tarihten öncekiler; hazırlık, "gidiyorum" psikolojisi falan yalanmış.
Onca yıldır bir parçamızmış gibi yanımızda taşıdığımız cep telefonunu evde bırakmak yeterince can sıkıcı değişmiş gibi bir de sürekli cebinizi yokluyorsunuz. Bugün 20 Ocak ama halen aynı melodiyi duyunca bir "acaba" diyorum. Neyse korku-heyecan karışık nizamiyeden (giriş kapısı) içeriye ilk adımı attığımda henüz fark edememiştim ve ürkek gözlerle "ee şimdi" sorusuna yanıt ararken ne şaşkınlığımı gizleyebildim ne de hergün onlarca defa tekrar ettiğim "n'apıyorum lan ben burada" cümlesini bu kadar sık kullanacağımı fark edebildim. Bir yandan masa masa geziyor, işlemlerimi hallediyordum, bir yandan da arkadaş ediniyordum. Herkes ördek gibi olduğu için sosyalleşmek haliyle çok kolay oluyor. Daha koğuşlara bile ulaşmadan üç-dört arkadaş bulmuştum bile.
Saat gece 11 olmuş, bu durumda 8,5 saat daha yarı uyanık - yarı uyur durmam lazım..
Amaaan neyin derdindeyim, yazsam ne olur, yazmasam ne olur...
20/01/2013 Sakarya
Arada o kadar büyük fark var ki doğru anlatım için nereden başlamak gerekli emin olamıyorum. Hikaye Aralık'ın 12'sinde İzmir-Narlıdere'de başladı galiba. Galiba diyorum çünkü o tarihten öncekiler; hazırlık, "gidiyorum" psikolojisi falan yalanmış.
Onca yıldır bir parçamızmış gibi yanımızda taşıdığımız cep telefonunu evde bırakmak yeterince can sıkıcı değişmiş gibi bir de sürekli cebinizi yokluyorsunuz. Bugün 20 Ocak ama halen aynı melodiyi duyunca bir "acaba" diyorum. Neyse korku-heyecan karışık nizamiyeden (giriş kapısı) içeriye ilk adımı attığımda henüz fark edememiştim ve ürkek gözlerle "ee şimdi" sorusuna yanıt ararken ne şaşkınlığımı gizleyebildim ne de hergün onlarca defa tekrar ettiğim "n'apıyorum lan ben burada" cümlesini bu kadar sık kullanacağımı fark edebildim. Bir yandan masa masa geziyor, işlemlerimi hallediyordum, bir yandan da arkadaş ediniyordum. Herkes ördek gibi olduğu için sosyalleşmek haliyle çok kolay oluyor. Daha koğuşlara bile ulaşmadan üç-dört arkadaş bulmuştum bile.
Saat gece 11 olmuş, bu durumda 8,5 saat daha yarı uyanık - yarı uyur durmam lazım..
Amaaan neyin derdindeyim, yazsam ne olur, yazmasam ne olur...
20/01/2013 Sakarya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder