Zaman öyle sıkıştırılmış,üst
üste güzellemeleri ile geçerken, yanımda yalnızca kırmızı kaplı minik bir
defter var..
Çok sevdiklerimi
özlüyorum,uzağımdalar..
Çok çalışıyorum,çok okuyorum
,kısa kısa notlar alıyorum toplasan bi bütünü oluşturamayacak kadar dağınık..
Ehliyet almam lazım,
Çok heveslendiğim ama vakit
bulur bulmaz gideceğim bir yemek kursu ve belki köklü bir sektör,iş
değişikliği..
Etraf çok kalabalık
geliyor,hareketlilik reflekslerin güçlenmesine mi sebep,savunma mekanizması mı
ki bu ya da bi bahane..
Halbuki bu yaz birkaç günlük bi
ada tatili ne iyi gelmişti..
Çok sevdiğim bi arkadaşımın
doğum günüydü geçen hafta..
Ondan öğrendiğim öyle güzel
şeyler vardı ki,sahne önünden izliyorum zaman zaman onun gibi hayatı..
Zaman zaman günlük
telaşelerde,atladığım ve unuttuklarıma karşın işittiğim sitemlerde ve
yönetemediğim zamanlarda 'kulak çınlatmalık' böyle oluyormuş diyerek..
Sahne önü demişken o sihirli
kutucukların dışında,hayatın ak-kara ışığı altından bakıp,savaşmaya devam
etmek..
Meydan okumak,savaş vermek
‘omurgayı dik tutup’ enseyi karartmadan..biad etmeden..
Etraftaki hareketlilik
fazlalaştığı zamanlarda,refleks olarak daha dikkatli olmayı öğreten insafsız
büyüklerimiz var hayatlarımızda..
Sahne önünde hepimiz birer
yabancı değil miydik ışıkların altında?
Daha planlı,hesaplı,hep bir
sonraki adımları düşünüp oynamadık mı?
Ee evet,
Can yakmak konusunda hepimiz
yeri geldi bencilleştik..
“En kötü
insanlar bile mutsuz olmayı hak etmemeli, zaten mutsuz oldukları için kötü
değiller mi? Daha en başında hikayenin mutlu olsalardı kötü olmayı seçerler
miydi? Hem de bırak göreceli doğruları, toplumun kriterlerinde bile mutlu
olsalar neden kötü olsunlar ki..”
Ersin’in son yazısından alıntı
ile ve bildiğim bir cevap ile noktalayayım istedim..
Mutluluk ve kötü olmayı tercih
etme arasındaki tercih kısmında,psikolojik sosyolojik bir sürü etken var..
Biz,berbat bir döneme denk
geldik hep bir fazlasıyla..
Mücadele senin benim
elimde,sabahın 6’sında güne uykulu gözlerle başlayıp,aynı ortamda olmak
istemediğin bir sürü insanla gününü tamamlayabilirsin..
Hayatının en zor zamanlarında
asıl olan karakterinden zerre fedakarlık etmeden,eleştirdiğin düzene;hak
yemeden,pes etmeden,iyiliği güzelliği ve merhameti önüne koyarak..
Kötü insanların bedel ödemeden
iyileşemeyeceğini düşünenlerdenim kendimce..Lakin adilce..
“Hayat kısa”diye bi cümle
var,aynı gün içinde milyonların dilinde..
En gerçekçisi hep hastane odası,
koridorundakinin dilinde ama,ya çok geçken,yahut şanslıysa daha var iken
Sahne önü;
ışık yukarıda arkası bilinmez
karanlık,görünen sen iken,hakkaniyetli mücadelene devam edersin..
Şanslıysan,hakkın ise yol
arkadaşlarınla devam edersin dudağının ucunda aynı kelime; Nerede kalmıştık?
Omurga dik ama :) milim
bükülmeden,kamburlaşmadan..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder