7 Kasım 2016 Pazartesi

Emekli Albay Oraya Neden Park Etti?

Üç yıldır gece gündüz çalıştığım, haftasonları dahi telefonumdan bilgisayarımdan kopamadığım işimden ayrıldım. Operasyonel olan tüm departmanlarında çalıştıktan sonra satış müdürü olarak devam ettirdiğim serüvende ilkesel ve biraz da idealist bir karar verip gemimi huzurlu bir limana yanaştırdım. Limanın huzurlu olduğunu uyanmak için kurmadığım alarmdan ve Tüyap'tan her yıl eve taşıdığım ama asla vakit bulamadığım [ya da o rahat kafaya erişemediğim] kitaplarımı okuyabildiğimden biliyorum..

Hep aklımdaydı, "nereye kadar" diye ancak herhalde hiç düşünmemiştim bir gün kapıyı çekip çıkacağımı virüslü şekilde çalıştığım işimden.. Fiziksel bir yorgunluğum yok şimdi yalan olmasın ama o beyin yorgunluğu var ya işte o cidden zorlamış resmen beni.. Odaklanma sorunu yüzünden sürekli unutkanlığım vardı; gitti.. Zamansızlıktan insanları sürekli ekme sorunum vardı; gitti.. Strese bağlı türlü zerzevil vardı; gitti..

Hani şu pijamalarını giyip, dışarıya çıktığında tam da trafik saati; insanları dönerken veya giderken görmek var ya paha biçilemez..

Tabi ki sonsuza kadar sürmeyecek mutluluk ve huzur; yeni bir işe başlayınca Istanbul endişesi saracak ve o dalga geçtiğim insanların arasına döndürecek beni de ama şuan ki ruh halim tam anlamıyla;

- Emekli Albay oraya neden park etti yahu, dur söyliyeyim de çeksin arabasını,
- Apartman yönetim toplantısında her şeye müdahil olan amca,
- Katıldığı her şey de hataları önce gören **Çünkü algı en üst düzeyde açık (tabii meslek hastalığı da var)** deli adam,
- Sizi daha önce uyarmıştım, akıllanmamışsınız sileceğinizi kırdım; öğrenirsiniz artık (feat. brcygt)
- Bugün hava biraz serin mi yea? Düne göre bir iki derece düştü herhalde..


Tadını çıkart Judas, Tadını çıkart..


Leaaann, kaldır arabanı otopark kapısının önündeeen..

28 Ekim 2016 Cuma

Ne demiştik,nasıl ikna etmiştik kendimizi?


Bazı cümleleri çok sık duyunca anlamını yitirirmiş derler hep..
Bu aralar en fazla denk geldiğim cümlelerden biri ‘vaktim yok’
Zaman zaman bunu ben de kullanıyorum,gün içinde çalışırken,gelen banka,tanıtım aramalarına vs.
Geçtiğimiz hafta bir kafede arkadaşımı bekleyip menüye göz gezdirirken,bir telefon konuşmasına kulak misafiri oldum..
Telefonun benim duyduğum tarafındaki kişinin kurduğu cümleler sırasıyla;
Hayır ben öyle bir cümle kurmadım,tamam öyle dememişimdir,dedim tamam haklıyım ben haklıydım,of tamam vaktim yok,konuşamam..
(Muhtemelen karşı taraf,konuşmak istediği konusunda ısrarcı oldu) tamam sonra ararım,hadi bye deyip kapattı.
Gülümsetti şahit olduğum bu diyaloglar J hangimiz benzerlerine denk gelmediki..
Sonrasında;telefonu eline alarak başka bir görüşme yaptı,yaklaşık 15-20dk kadar..Arkadaşım gelince sonrasını takip etmeyi bırakmıştım..
İnsan oğlu,hepimiz önemsenmek,dinlenmek,yahut paylaşmak isteriz..Doğamızda var.
Lakin,her zaman şanslı olamayız..Babam hep der,hayat çok kısa..sevdiklerini ihmal etme..
Ben bu cümlenin ne anlama geldiğini bir yakınını kaybetmiş biri olarak yaşadım..
En son aradığı kişi bendim,Lakin telefonuna cevap verememiştim..2saat sonra ölüm haberi ile sarsıldım.Hala bununla yüzleşiyorum.Kendimi bir şekilde ikna etmeye çalışıyorum..
Acaba son kez benimle ne konuşacaktı? Daha önce defalarca toplantıdayken,dışarıdayken aramıştı,dayıcığım ben seni arayacağım deyip,bunu atlıyordum..
Kısacası;Hayat bana güzelce öğretti,babamın nasihatını..Ertesi gün kimse olduğu yerde olamıyordu,varsayalım orada olduklarını;aynı heves ve aynı duygularla aktaramıyordu hislerini..
Ben hep istedim,geriye sarmayı..Başaramadım.
İş hayatı,ev hayatı..bunlara yetişmeye hepimiz çalışıyoruz..Tamam ama unuttuğumuz bir şey var..
Sizi tanıyanlar,yakınlarınız..Tabiki biliyorlar vakit çizelgenizi..Onlarla konuşup konuşmamak istediğinizi,niyetinizi..Lakin onlarında duyguları var!
Bunu asla unutmayın..
Yarını meçhul bir yolun,zaman çizelgesini,bahanelerinizi bir kenara bırakın..
Gerçekten nasılsın sorusunun cevabını merak ettiğiniz kişilere ‘VAKİT’ ayırın..
J Hayat çok kısa..Yolun sonunda hepimiz dinlenmeye,dinlemeye e bari buna aç kalmayalım..

28/10/2016
Azize..

21 Ekim 2016 Cuma



Sakin ol demelisin..Belki işe yarar!

Hastane odasında,insanlara çok soru sormayınız..
Bakın yapmayın bunu,hasta ve hasta yakınlarına fazla soru sormak,gereksiz siyasi anelizler yapmak,yahut yakınlarınızın ölümle sonuçlanan hastalık safhalarından bahsetmeyin..
Bahsedeni kibarca uyarın,anlamıyorsa zamanın değerinden bahsedin
Zamanın değerli olduğunu,ve içinde bulunduğunuz an’ı sessizce tamamlamak istediğinizden bahsedin..
İllaki Anlayacaklardır..
Şanslıysanız eğer,yanınızda olmasını istediğiniz kişiler yanınızdadır.
Şevkatli bakışları,yemek yemeniz için yardımları,ve sapasağlam omuzları vardır.
Umarım,En az bu seçeneklerden birine maruz kalacağınız yakınlarınız vardır..

Edit:Ersin,Canım arkadaşım,iyi-kötü gün dostum..Sağol varol bana bloğunu açtın.

Bunları okuyup okuyup gülümseyip,arkadaşlığımızı senelerce uzatacağımız günlere.. J

19 Ekim 2016 Çarşamba

Üzüm üzüme baka baka kararır mı ki?


Üç sene önce,yoğunluktan,birazda soğuk algınlık sonucu uykusuzluktan,Aynı işi yaptığım, iş arkadaşımdan sunum hazırlamasını rica etmiştim..

Bir sunum hazırlayacaktık..15-20 dakikaya sığdıracaktık anlatacaklarımızı..

Bir gece önce serumlar ve iğnelerle geçirmiştim geceyi hastanede,tamamlamam gereken işlerim ve katılmam gereken toplantılar vardı..Normalde,gerçekten ihtiyacım olmadan yardım isteyemeyenlerdenim..

Ofise geldim,arkadaşımdan hazırladığı sunumumuzu aldım,akışımı toparladım..sıra bana gelmişti..
Günahı ve sevabıyla,dosyamı açıp bana ayrılan süre içerisinde,konuşmamı yapıp sahneden ayrılacaktım..

Daha önceden kontrol etmediğim,hazırlanan sunum dosyasının ekrana yansımasıyla,salonda gülüşmeler başlamıştı..

Kafamı ekrana çevirince karşılaştığım manzara,

''Çalışma Saatlerimiz:

08:00-17:30 olup 17:25'ten sonra,maillerinize ve telefonlarınıza bakamamaktayız..''

iç sesimi dışa vurarak,ve kızarmış bir suratla sırıtarak

''yani şey..tabi siz bunu biliyorsunuz,değil mi? Ama tabiki 17:25 ten sonrası şaka)'' dedim..Gülüşmeler,ve başlangıcın;gördükleri arasında en orjinali olduğundan bahsetmeleri,..
Benim serumlu,uyuşuk bünyem,next tuşuna basıp basmama kararsızlığım,asıl anlatmak istediklerimizi anlatamamış olmamız..

O esnada yöneticimle göz göze gelmiştik..
''Arkadaşlar,lütfen dinleyelim!''

Next tuşuna bastıkça,asıl anlatmamız gerekenleri arkadaşımın kafasından duymuştum,Amacımız basitti,Ortak alanımızda yardımlaşarak  daha kaliteli ve  yenilikçi olabiliriz..


ama ekranda ki grafik ve görsellerin bununla ilgisinin olmamasının yanı sıra,Kocaman bir mesaj vardı orada (BENİM ADIM HIDIR,ELİMDEN GELEN BUDUR)

tabii ben bunu seneler geçtikçe bu cümle ile özetleyebildim..

aradan 3 sene geçti,
Her gün en fazla birbirimizi görüyoruz..

Beni genelde eleştirir,kuralcı ve etik olmakla,
Bu sabah bana,''kahraman olmak zorunda değilsin,yorulduğunu önce kendine itiraf et,elbet pes edeceksin''dedi..
''Elbet Pes etmek'' ne demek dediğimde,

Cevap vermedi..
Cevapsız bir sorum oldu,Olsun belki birgün öğrenebilecektim.
19-10-2016
azize.

16 Ekim 2016 Pazar

Olur böyle zamanlar..Üzülme sen.

Bazen olur,
Kafan çok dolar,omuzların gerçekten ağrır.
Sorumlulukların vardır..ailen,dostların,işin..
Kapladığın bir alan vardır,arka plandada hayat ve günlük akış devam eder,

Kimimiz ortalığı toplamak için,yakınlarından zaman ister..
Kimimiz ortalığı daha fazla dağıtır,muhtemel delirmeyi yaşamak ister.
Misal,geçim kaygısı içinde olan bir baba,çalışmak zorundadır,patronundan,eşinden,çocuklarından zaman isteyemez.

Ama sorumluluğu daha az olan biri için,istek ve taleplere hayat daha makul bakar..işi daha kolaydır.

Son birkaç aydır,kimseden zaman istemeden,günlük akışımı toparlamaya çalışarak yaşamaya çalışıyorum.
Sessizleşmekten,kenara çekilip zaman istemekten korkuyorum.
Bir çeşit başarma korkusu..
Çünkü,sessizleşmeyi bir kere başarırsam biliyorum ben,ben eskisi gibi olamam..
Bu konuda başarılı olmak için cesur değilim
Yaşadıklarımla,kayıplarımla,keza baş edebilecek gücümün olduğunu henüz bilincim reddetmedi.
Bunu iktisadi bir terimle anlatacağım bir ara (ceteris paribus)
Ersin,bitiş ve başlangıçlardan bahsetmiş en son yazısında.
Ordan bir alıntı yapabilirim izniyle;

Başlangıç yapmak çok zor çünkü bazı başlangıçların gereksinimleri hayli ağır. Bazen bir "başlangıç" için önce bir "sona" ihtiyacınız oluyor. Bir şeyi bitirmeden başka bir şeyi başlatamıyorsunuz ya da yarım yamalak oluyor. 

:) haklı..
Gereksinimleriniz yeteri kadar birikince,vedalar kaçınılmazlaşıyor..
İnsanların birbirlerine ihtiyaç duyduğu gerçeği;kaçınılmaz bir anlayış yahut zalimlik hali oluyor..
Kimse kimsenin herşeyi olamıyor!
Keşke bi 50 sene önce yaşasaydım.


Şimdi gitmem gerek,
Sanırım bu senenin ilk karında bir kardan adam yapacağım.
Güneşin doğmasını bekleyip,gülümseyerek yok olan ,bir kardan adamı seyretmek için.

Azize.

16/10/2016

13 Ekim 2016 Perşembe

Başlangıç Yapmak..

Bir şeye başlamak, yeni bir başlangıç yapmak.. Hep böyle büyük kelimeler, cümleler kullanırız ama bir türlü "o şeye" ya başlayamayız ya da istediğimiz gibi olmaz.. Başlangıç yapmayı bu denli zor kılan ne acaba? Neden herkesin dilinde olup da örneği bu kadar az - yani kullanıma göre -

Çok anlamsız bir zamanda geldi bu sorunun cevabı aklıma, - Agents of SHIELD izlerken - belki gerçekten cevap da değildi ama en azından beni ikna eder gibi oldu, şimdilik "beyin fm'in" arkadan durmadan dönüşünü bastırdı..

Başlangıç yapmak çok zor çünkü bazı başlangıçların gereksinimleri hayli ağır. Bazen bir "başlangıç" için önce bir "sona" ihtiyacınız oluyor. Bir şeyi bitirmeden başka bir şeyi başlatamıyorsunuz ya da yarım yamalak oluyor. Türk insanının standart sorunudur, kendini garantiye alma isteği, aman eksik kalmasın diye "artık o her ne ise" önce yenisini bulup, sonra elimizden kurtulmaya çalışırız; bazen başarılı, bazen başarısız oluruz. Bazen hayat şartlarıdır insanı buna iten bazen ise sadece ama sadece açgözlülüğü, bencilliği..

Sağlıklı başlangıçlar, başarılı vedalar ve sonların ardından gelir genelde..

Azize'nin de verdiği ilhamla; benim de bazı sonlara ihtiyacım vardı.. Bir gün girip neredeyse tüm yazılarımı silmiştim, belki birlikte yeniden doldururuz kutucukları.. Birileri okusun diye değil, sadece kafamızı boşaltsak kafi; bize kadar yani..

Hoşgeldin!

Dolapta gazoz kalmamış..

.
Levent Yüksel-Beni Bırakın şarkısını ne güzel söylemiş..Sesinde ürkek hevesli bir heyecan var duymuyor musun? 

Oysa ben seni seni seni hala seviyoruuumm! Seviyorum.
En son bu yaz,Burgaz Ada caddelerinde mırıldanmıştım bu şarkıyı,hafifinden yaz gribi olmuştum..

İznimin bitmesine 2-3 gün kalmıştı..Şehre geri dönmek istemiyordum.He birde kiraz vardı avcumda.Haziran ayı idi;çekebildiğim kadar fotoğraf çekiyordum.dilimde bu şarkı..
Bu şarkının başka bir büyüsü vardı,diyor ya hani;eksildi ömrümüzden kimbilir kaçıncı gün!Oysa ben seni hala seviyorum.
Haftalar sonra...
Ofisteyim..Çalma listesinden rast gele bu şarkı çalmaya başladı.Aklıma O günü getirdi.
Şimdi çıksam yola,gitsem aynı yere..
Kiraz yok,hava soğukumsu,ayaklarımda sandalet değil botlarım var.He bi de o günden bugüne,biraz daha yorgun ve hmm ne derler,nasıl derler? Bitkin mi desek?heh evet ondanım.

Levent gene söylüyor!''Seni hala seviyorum..''  Konumuzla alakası yok ama Levent’in Sertab’a şarkı söylerkenki bakışı gibi değilmi,şarkıyı seslendirişi?

Dandik olasılıklarla karşı karşıya eksiliyor ömürden kim bilir kaçıncı gün?
Bir Perşembe’nin öğleden sonrasında,bu yazıyı yazarken 2 ayrı sunum dosyası editliyorum.
O zaman,hep beraber
Beni bırakın o caddelerde J

13 Ekim 2016

İstanbul.
Azize :)

12 Ekim 2016 Çarşamba

Aaaa Ben Geldim!

Ersin,benim de söyleyeceklerim var,benim de aklımdan fışkıranlar var!neden sakin olacakmışım..
Çekil kenara,kalemimi kağıdımı ver (elinden zorla çekiştirerek aldı! J)
*Nerde kalmıştık?
Bakın;baştan anlaşalım,
Ben, Ersin kadar noktalama,imla bilmem..yıllardır ‘Azize araya virgül koy,çok konuşur gibi yazma! Tamam öyle demek istemedim;çok konuş tabiki..AAA sus şımarma!’’
Diye diye ancak bu kadar olduk J
Ersin;
Bana kalbin kadar temiz bloğunda yazmam için,hayır hayır tamam klişe yapmıyorum!
İktisadın temelini,’can’ olmayı,nerde kalmıştık cümlesini yaşattığın..
2010 yılından bu yana,aklımı,kalbimi dinleyip..
Ay hayır tamam yeter bu kadar,Ben geldim J
Tek şekerli sade(EVET SÜTSÜZ) kahvem,cebimdeki mentollü şekerlerim,aklımdan fışkıranlarla buraları azcık,çiçek böcek,renk,şarkı-türkü’ye boğacağım,kafamdakilerle..
Buraya bir kız çocuğu eli şart..Cık cık cık,askerlik anılarını mı dinleyeceğiz? J
Sen Anlat dinleriz..Hoşbuldum? J

12/10/2016


Azize.. :)