16 Aralık 2011 Cuma

Zenginlik...

Hangi zenginlik sizin için daha önemli? Para, Zaman, Sağlık, Dost..

Seçimden beri yazmıyordum, yoğunluk ne güzel şeymiş.. Bu kadar süre içerisinde iyi, kötü birçok şey vukuu buldu, buna mukabil yazmadığım zaman kendimi kötü hissettim resmen; içindekileri kusmazsan rahatsız ediyor herhalde..

Sosyal paylaşım sitelerinden “twitter”’da bir hesap tarafından takip edlimeye başlandım, rumuzu iddialıydı ve merak ettim biraz kurcaladım.. Genelde cevabı olmayan, düşünceye iten cümleler sıralanıyordu.. Yüzkırk karakterle cevaplanamayacak sorulardı bunlar ve cevapsız bırakmaya kıyılamayacak kadar insanı düşündüren, cevaplayamasan bile sadece düşünürken dahi kişiye güzel bir beyin jimnastiği yaptıranlardan.. “21.yüzyıl lideri” diye bir hesap.. Ardındaki kişi her kimse ellerine sağlık.. (Yanlışlık olmasın reklam yapmıyorum, tanımam etmem) Sorular nöronları tersten yakalayınca cevapsız bırakmak ne bana yakışırdı ne de soruların güzelliğine..

Başlıktaki gibiydi soru, birini seçmemiz isteniyordu Para, Zaman, Sağlık veya Dost..

Önce eleyelim de bir ikisini, sonra üzerine yazarız.. Zaman zaten dördüncü boyut kontrol edilebilmesi gibi bir durumda şuanki teknolojik koşullarda pek olası değil ve standart bir durum var hali hazırda oturmuş.. Ekstrem bir durum olmazsa süre belli aşağı yukarı (yetmişe kadar yaşandığını farz edelim), kendinizi bu süreye sığdırmak durumundasınız ister sonsuza kadar okuyup profesör olun, ister ticarete atılın genç yaşta, ister aylak olun.. N’aparsanız yapın süre sonunda tahsilat için birisi dayanıyor kapıya.. Ozaman kendimize iyi bakmak dışında pek de bir müdahale şansımız yok Zaman’a.. O halde onu kenara bırakalım ve elimizde kalan üçüyle devam edelim..

Nedense Para ve Dost’u bir almak geldi içimden.. İronik bir tabela vardır bilinir herkes tarafından, “paran varsa dostun var, dostun varsa paran var” Sanırım buradan bahsedilen Dost, “gerçek dost” .. Bu durumda da “paran varsa dostun var” bölümü biraz yersiz oluyor.. Eğer dostunuz varsa para bulmanız da daha kolay olacaktır, gerek iş yaşantınız da gerek borç olarak (veya hibe). Dost insanın yüm sıkıntısını sinirini alabilecek bir yapıya sahiptir, iyi zamanınızda belki görmez aramaz bilmezsiniz nerede ama zor anınızda bir anda ortaya çıkar ve tüm sıkıntılarınızı alır.. Anlayamazsınız bile nereden geldi, haberi nasıl oldu, hissetmiştir belki de.. Aslında yazabilecek çok şey var ama herhalde ana fikir anlaşıldı =) Bu biraz da kişiye bağlı bir durum, iyi insanlar heryerde var ve kötü biri değilseniz herhalde iki üç tane de olsa dost edinebilirsiniz.. Yani insanın elinde olan bir şey..

Para da güzel bir araçtır fakat her şeyi satın alamazsanız eğer mutsuzluk bir yerden sonra kaçınılmaz olur ki örneklerini hergün görüyoruz, kaldı ki para ile çözülemeyecek bir çok şey var, daha demin bahsettiğimiz “zaman” kavramı (belki yerinize işlerinizi yapacak birini bulursunuz ama hepi topu yetmiş sene değil mi) ve dost.. Eğer parayla yanınızda insanlar varsa, varsın olmasın zira aksi durumda giderken yapacakları yıkım daha büyük olur.. Parayı kazanmak bir şekilde “şansın da” yardımıyla mümkün.. Ama az ama çok, biraz kendini geliştirmiş kişinin hayatta kalamaması için hiçbir neden yok.. En azından elinizde olan bir durum.. Dost ve Parayı da eledikten sonra elimizde sadece Sağlık kaldı..

Sağlık belki bir haftadır refakatçi olarak kaldığım için biraz fazla önem taşıyor ama bir düşünün, limitsiz paranız var, dostunuz var ama çaresi olmayan bir sağlık sorununuz.. Eee neye yaradı? Ne yapacaksınız o kadar parayı, dostu? Şuan bu konuya biraz duygusal yaklaştığımın farkındayım ama aynı haftaiçinde üst kat komşum beyin kanaması, koma ve rahmetli oldu; yan odadaki adam yemeğini yerken durduk yere beyin kanaması geçirdi, onun yanındaki adam yüzü örtülü biçimde sedye ve gözyaşları eşliğinde gitti.. Çok belaltı belki ama üzgünüm başınıza ne gelirse gelsin her zaman beteri var.. Hastahaneler bunu anlamak için harika yerler..Başınıza gelince o kadar güzel “şükrediyorsunuz” ki inanamazsınız bile keza ben bu konuda çok zayıftım sağolsun babam, üçü bypass olmak üzere 12 ameliyat geçirince, öğrendik.. (!) Umarım sizlerin de benim gibi derse ihtiyacınız olmaz..

Sonuç olarak, sorumun cevabını “Sağlık” olarak vermek istiyorum artık..

28 Kasım 2011 Pazartesi

Geri Dönüş..

Yoğun tempo sebebiyle biraz ara vermiştim, artık döneyim geriye.. Hem bir süre önce söz verdim yazmaya devam diye..

11 Haziran 2011 Cumartesi

Neden Akp'ye Oy Vermeliyim?


Yarın Seçim Var

Seçim vaadleriyle başlayalım mı?

AKP bakalım bu sefer neler yapacağını iddia etmiş :) Sanki daha öncekileri yapmışlar gibi...

"Ankara-İstanbul Otoyolu: Ankara ile İstanbul arasına yeni bir yol yapılacak. Ayaş-Beypazarı üzerinden yapılacak olan bölünmüş yol yeni bir alternatif olacak ve karayolu trafiğini rahatlatacak."

Türkiye'nin en iyi otoyolu olan Ankara-İstanbul otoyoluna alternatife ne kadar gerek var ? Bu yolu kullanırken daha önce trafiğe yakalanan var mı ? Allah aşkına ne kadar saçma sapan bir yol bu ? İstanbul girişi-çıkışı dışında daha önce burada kaza vb. öngörülemeyen bir sebeple yolun tıkanması haricinde ben hiç ama hiç trafik yaşamadım (tatil dönüşleri hariç ki onu da iki değil oniki yolla da çözemezsiniz) Rant sağlamanın yeni "yollarını" arayacağınıza adam gibi yatırım yapın kardeşim.. Çok mu yol yapasınız var ? Ozaman otoyolu olmayan yerlere ya da duble yol yapıp anasını bellediğiniz yolları düzeltin; bir de rica ediyorum kendi müteahhitlerinize değil adam gibi birilerine yaptırın şu anasını sattığımın yollarını; avrupa'da adamlar kendi yollarında F1 yarıştırıyor, biz jiple bile giderken yoldan çıkıyoruz!

30 yaş üstüne sınavsız üniversite: Üniversite öğrenimi belirli yaşın üzerindekilere sınavsız olacak. 30 yaşından gün alanlar istediği üniversiteye kayıt yaptırabilecek.

Sapık mısınız? Gerçi bu soruyu sormam herhalde Hüseyin Üzmez'den sonra benim salaklığım! Evet sapıksınız, 30 yaşından sonraki üniversite eğitiminin faydası ne olacak ? Nasıl olacak o istediği bölüme kayıt yaptırmak ? Zaten seçim skandallarıyla tüm öğrencilere bölümlere sınavlara olan güveni sarstınız, ben kendi adıma bu yıl üniversiteye girenleri işe almam herhalde! Nasıl geldiklerini belli değil.. Kurunun yanında yaşı da yaktınız, bravo! Birini düşünün 18 yaşında bir taraflarını yırtmış, gece gündüz uyumamış sınavlara çalışmış girmiş üniversiteye.. 22 yaşına kadar gene bir tarafları çıkmış ve bitirmiş, askerlik falan derken gelmiş 23-24 yaşına işe girecek.. Bir de diğerini düşünelim adam 15 yaşından beri falan çalışıyor zira üniversite derdi yok, 30 yaşına kadar 15 senelik (hadi 2sene askerliği düş) 13 senelik tecrübesi var.. Ve hooop bir de üniversiteye girecek bu 30 yaştaki arkadaşlara üniversite okuyan herkes bilir iltimas geçilecek (ki sınavlarda hile olduğuna göre içerde de olması olağan) mezun olacak.. 34 yaşına geldiğinde 17 yıl tecrübe + 4 yıllık üniversite (istediği bölüm ve üniversite) eğitimi olacak.. Diğer garibimin mi ? 24'de iş aramaya başlarsak iyimser bir düşünceyle 25'de iş buldu ve başladı, stajyerdi bilmem neydi derken 34'üne geldiğinde en iyi ihtimalle 7-8 yıllık tecrübesi olacak.. Elindeki tek fark üniversite mezunu olarak diğer kişiyle arasındaki tecrübe farkı takribi 10 yıl olacak.. Demek ki önceden üniversite okumak bir boka! yaramayacak ???!!! Eğitim-öğretim seviyesini falan arttırmaya çalışmıyorsunuz sadece saçmalıyorsunuz! Bunu yapana kadar üniversite okumak istemeyen adama iş öğretici akademiler açsanız bedava? Daha kolay ve işlevsel olmaz mı ? Eğitimli kaynakçılarımız olsa, araba tamircilerimiz olsa ? Alaylı yerine mektepli olsa herkes ? Okumuş elektrikçilerimiz olsa ??? Açık Öğretim sistemimiz zaten var neden ekstradan böyle gereksiz bir sistemi getirmeyi planlıyorsunuz? Göz boyamaktan başka bir şey değil yaptığınız... AÖF sınavlı mı ? Yok artık, 7 matematik veya 15 türkçe ile girilebiliyor, bunları yapamayan adamın zaten okulu bitirmesi de olasılık dahilinde değil zira kendi adıma 3/3'ü çözemeyen bir grup insana esneklik anlattım, hiç ama hiç eğlenceli değildi!

250 üniversite: Türkiye'nin her yanına yeni üniversite açılacak. 2023'te üniversite sayısı 250'ye ulaşacak. Üniversite öğrencilerine de bir yenilik geliyor. Bölümler arası geçişler serbest olacak.

Evet evet bölümler arası geçişler serbest olmalı hatta sınava dahi gerek yok, puanı yerlerde olan bir bölüme girip düzgün ortalamayı kolayca tutturup doktor olmak kolay olmalı.. Gerçi doktor olmak yerine ilahiyat mezunu olmak daha mı mantıklı artık ? Nasıl Türk Hava Yollarında bir işe gireriz Akp'li olursak ?? Varolan üniversiteleri düzeltmeye gerek yok, yenisini açalım, saçma sapan bir sistemimiz olsun...

SÖZCÜ'DEN THY'YE AĞIR SUÇLAMA

Zorunlu eğitim 12 yıl: 8 yıl olan zorunlu eğitim 12 yıla çıkıyor. Bu arada okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı da yüzde 100 olacak. Anaokulu mecburi hale gelecek. Uzaktan eğitim de yaygınlaşacak.

8 yılı çok iyi başardınız 12 olsun :) Evet evet lazım =) Anaokulunu mecburi yapmanın manası nedir? İlkokulda yeterli eğitim verilmiyor mu ? Uzaktan eğitimi yaygınlaştırın evet kalitesiz eğitim daha fazla olsun.. Uzaktan eğitimin önünüze koyulan kitabı okumaktan ne farkı var yahu!

25 merkeze hızlı tren: Hızlı tren ağı yaygınlaşacak. Türkiye'nin farklı 25 noktasına hızlı tren erişimi mümkün olabilecek.

Bunun için yorum yapmaya gerek var mı ? Daha önceki "hızlı" trenlerin aşırı hız nedeniyle raydan çıkmış olması falan konu dışı zaten =)

81 vilayete uçak seferi: Havaalanı olmayan il neredeyse kalmayacak. Birbirine çok yakın illere ortak havalimanı kurulacak. Böylece, hiçbir kentin havalimanı ile arasındaki mesafe bir saati aşmayacak.

Hali hazırdaki havalimanlarından 1 saati aşanlar varken yenilerini ne yapacağız? 81 ile ne gerek var? Kara ulaşımı bile çok az yapılıyorken bazı illere hepsine hava ulaşımı kimin rantı olacak? Kimlere yaptırılacak bu havaalanları? Zaten zarar eden THY'nin boş gidip gelmesini neden vatandaşın vergileri karşılıyor?

500 bin konut: Türkiye'nin 81 vilayetinde kentsel dönüşüm tamamlanacak. Cumhuriyet'in 100. yılına 500 bin yeni konutla girilecek.

Bu konutlar yandaşlara peşkeş çekildiği sürece "kentsel dönüşüm"'ün tamamlanması daha da kolaylaşacak.. Evet dönüşüyoruz ama saçma sapan bir şeye; ne idüğü belirsiz bir toplum oluyoruz, ne değerlerimiz kalıyor ne insanlığımız.. Bu evlerin kimlere yapıldığını, ne şartlarda satıldığını şeffaf hale getirin bakalım o koltuklara yapıştığınız gibi kalabiliyor musunuz yeriniz de ? Gerçi hiçbir şeyi görmeyen halkım bunu da sineye çeker!


Kıçımızdaki donu satmadıkları kaldı bir tek ama kısmetse 13 Hazirandan sonra onu da.. Kulağımın arkası acıyor, sizde de var mı aynı his?

*Türk Telekom,
*Telsim İngiliz'in.
*Kuşadası Limanı İsrailli'nin.
*İzmir Limanı Hong Konglu'nun.. .
*Araç muayene işi Alman'ın.
*Başak Sigorta Fransız'ın.
*Adabank Kuveytli'nin.
*İETT Garajı Dubaili'nin.
*Avea Lübnanlı'nın.
*Petkim? Ermeni'nin. (Kazak'a sattık, dediler. Kazağı bi çıkardık.. *Ermeni...)
*Rakı , Amerikalı'nın.
*Finansbank Yunanlı'nın...
*Oyakbank Hollandalı'nın.
*Denizbank Belçikalı'nın.
*Türkiye Finans Kuveytli'nin.
*TEB Fransız'ın.
*Cbank İsrailli'nin.
*MNG Bank Lübnanlı'nın.
*Alternatif Bank Yunanlı'nın.
*Dışbank Hollandalı'nın.
*Şekerbank Kazak'ın.
*Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.
*Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un.
*Beymen'in yarısı Amerikalı'nın.
*Enerjisa'nın yarısı Avusturyalı'nı n.
*Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın.
*Eczacıbaşı İlaç, Çek'in.
*İzocam, Fransız'ın.
*TGRT(Fox) Amerikalı'nın.
*Demirdöküm Alman'ın.
*Döktaş Fransız'ın.
*Süper FM Kanadalı'nın.

Tüm ülke yabancıların elinde, ee nerede kaldı LOZAN Antlaşması ? Nerede kaldı kanla alınan topraklar ? Nerede kaldı Atam'ın ve silah arkadaşlarının kahramanlıkları ? Göz göre göre buna alet olan vatandaşlarımız da bunun bir parçasıdır ve buna müsade edenlerle eşittir! Ne o ? Cebinize onlar kadar para girmiyor mu ? Kandırılıyorsunuz ve buna devam mı edeceksiniz? Hemen verin oylarınızı koşun peşlerinden..

Ne benzin zammı, ne bir tarafımıza kaçan diğerleri.. Vergiler cabası.. Ota vergi, boka vergi.. Koşun peşlerinden hemen..



HAYALDİ GERÇEK OLDU...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Internetime Dokunma


Engelle-me

Sevgili Bakancığım bastı fırçayı;

"Gözün kör, sana iş verdik daha ne" diye..

Değil mi daha ne ? Engelliysen engelini bil kardeşim.. Bu nasıl bir üsluptur, bu nasıl vatandaşla konuşmaktır, sen kimsin ki o insanın görme engelli diye yaşamasına da "engel" oluyorsun ? Hayata küsmemiş çalışıyor, 3 kuruş para kazanmak için, halbuki senin ona zaten bakman gerekiyor en iyi şartlarda, dünyanın gelişmiş tüm ülkelerinde (özellikle ABD) engelli vatandaşlara verilen hizmet, engelsizlere verilenden fazlayken sen kimsin ki böyle bir çıkışta bulunabiliyorsun? Sonra da çıkmış özür diliyor.. Çüşşşşş!!!

Şimdi burada kaç tane engelli var ?
Görme engelli demeyin sakın, hala aslanlar gibi çalışıyor; peki çalışır görünüp de zihinsel engelliye dikkat ettiniz mi hiç ? Fotoğrafın büyüğünde o var ;)

Ya da sesini çıkartmayan diğerlerine ne demeli ?

5 Mayıs 2011 Perşembe

Aranın Ardından

Bir süre ara vermek zorunda kalmıştım işlerim sebebiyle neler oldu neler..

23 Nisan geçti; çocukluğumuzu, saflığımızı, menfaatimiz olmadan da bir şeyler yapmayı unuttuğumuzu fark ettik;

Gene 23 Nisan'da "Seks Otobüsü" otobüsteki gençler tarafından öpüşülerek protesto edildi, iyi de yapıldı..

Nisan ayı ilerledikçe saçmalaya başladı ve "Çılgın proje" açıklandı, ayrıntı vermiyorum ileride yazıcam bir şeyleri aklıma takılan..

"Ne zamandır yoktu. Arkadaşımın uyarısıyla fark ettim ve içimi bir anda huzur kapladı =) Yetmez ama EVET =)" yazarak sonunda benzin zammını kendi kendime kutladım. Zira 19 Nisan'dan beri zam yapılmıyordu, huzursuz olmuştum =)
70 Milyona tecavüzde yeni boyuta geçildi ve internette "istenmeyen" sitelere girildiği takdir de yasal olarak işlem başlatılabilmesi için saçma bir uygulamanın haberi ortalığı bulandırdı. Savunma şudur, biz çocuklarınızın girmesini istemediğiniz siteler için bu uygulamayı yaptık. He yani çocuğum porno siteye girmesin diye bunu yaptınız ama girerse de atın cezaevine.. İsterseniz hadım edin ? Sanırsın elalemin ki bunlara kalkıyor; size ne ulan... (Sevmem ama Demirel sen çok yaşa)

Araya bir de Ladin'i sıkıştırdılar..
ÖSYM başkanı hala istifa etmedi yahu.. Bu ne yüzsüzlük bu ne aymazlık..


İki dakika yalnız bırakmaya kalmıyor memleket çok hareketli canım =)

20 Nisan 2011 Çarşamba

Kör At Nadir Bulunur...

Eskiden kalma bir deyiş vardır.. "Kör at nadir olur/bulunur" diye.. Hakikaten de kör olan ata rastlamak pek olası değildir, gerçekten çok ama çok şanssız olmanız gerekir. Atın bir gözü kör olursa sorun değil ama üzerine binen kişinin çok uyanık olması gerekir ki at sağa veya sola çektiğinde (kör olduğu tarafa) onu durdurmalı ve yola geri döndürmelidir.

Şimdi düşünelim, bizim gibi iki gözü kör millete "binen" kişi çok uyanık ki bizi istediği yere çekiyor. Biz de o kadar "atız" ki "peki" deyip devam ediyoruz. Sanki belirlir bir noktadan sonra hoşumuza gidiyor gibi geldi bir an nedense.. Değil mi sevmediğiniz bir şeyin karşısında olursunuz, hiç sesiniz çıkmasa bile kapalı kapılar "oy" verirken tepki vermez mi ? Şu durumda Fatmagül gibi hissediyorum kendimi, gerçi o en azından çırpınmıştı..

Bizim gibi kör atı bulup "binmek" lazım herhalde; bir yerden sonra zevkli olmaya başlıyor zira :)


KPSS' soruları çalındı, YGS'de neler olduğu zaten ortada.. Şimdi yürüyüş yapan 1000 öğrencinin isyanına serzenişte bulunup "ben de karşılarına 5000 kişi çıkartırım" demek ne yahu.. Öğrencilere de mi sardın ? Halbuki seçim yaklaşıyor senin biraz "ılımlı" olman gerekmez mi? Bakalım 1 Mayıs'da kaç kişinin kafası patlayacak.. Gerçi sanmıyorum Türkiye'nin %50'sinin oy verebileceğini ama biraz beyin jimnastiği yapalım gene de..

Memurdan oy çıkmamalı,
Askerden oy çıkmamalı,
İşçiden, emekçiden oy çıkmamalı,
Öğrenciden oy çıkmamalı,
Sporseverden oy çıkmamalı,
...
...

listenin başını ben yazdım, artık gerisini de düşünün bakalım aklınıza neler gelecek.. Ancak YGS'de yapılan hile, KPSS'de yapılan sahtekarlık, YGS' sınavında otomasyondan çıkan öğrencilerin sınav giriş yerlerinin gösterdiği o ki; seçimlerde de pekala "çatır çatır" hile yapılabilir, artık sandık çalmaya falan da gerek yok hem.. Masraflar iyice düştü, her şeyi sisteme girerken yapabilirsiniz.. Buna ek olarak son seçimlerde kesilen elektrikten bahsetmenin zaten gereği yok herhalde değil mi ? Teknolojinin gözünü seveyim =)

Kör at nadir bulunur ama buldun mu da.... İsyan etmek en doğal hakkımız akabinde yediğimiz cop da herhalde madalyadır.. Bakalım bu cuma günü yeniden toplanacak olan öğrenci kardeşlerimiz ne kadar tepki çekecek.. Binlerce terörist yanlısı gösteri yapar kimse gidipte kıllarına dokunmaz, 17-18 yaşındaki öğrenciler "HAKLARINI" arar, olay olur.. İlginç..

Bazı şeyler gözümüzün önünde, içine sokula sokula yapılıyor ama Allahtan körüz de görmüyoruz!! Ya görseydik ? 70 milyona çatır çatır tecavüz edildiğini görsek, kesin bir şeyler yapardık canım o kadar da "at" değiliz, değiliz değil mi ?

16 Nisan 2011 Cumartesi

Sanat da Sanatlığını Bilsin Kardeşim!

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17560676.asp?yazarid=249&gid=61

Yılmaz Özdil 16.04.2011

Ekonomik Sanat

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17560676.asp?yazarid=249&gid=61

12 Nisan 2011 Salı

Suç Tamamen Andre Matthey'nin..

"... Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'un imzalarken kullandığı kalemi önce masanın altına alması, ardından diğer eline alıp cebine atma görüntüleri basında geniş yer buldu..."

Kaynak : http://dunya.milliyet.com.tr/devlet-baskani-kleptoman-mi-/dunya/dunyadetay/12.04.2011/1376691/default.htm


Biz yıllardır yaşıyoruz bu durumu, siz gene bir kalemle öğrenmişsiniz çok mu ? Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır misali; öğrenmenin yaşı yok, ehh eşekliğimiz kalacak ama cehaletimizi bir parça daha azaltmanın da kimseye zararı dokunmaz herhalde..

Takribi 8-10 yıl önce başlandı memlekette ne varsa satılmaya, elde avuçta kalan her şey yurtdışına gitmeye ve inanılmaz bir sermaye aktarımı oldu "bazı" kesimlere doğru (bkz. bir anda devleşen "renkli" sermaye firmaları) .. Karşı çıkanlar "bertaraf" edildi, farkındalık yaratmak isteyenler hala sürünüyor 2m karelik odalarda.. Herkesin gözünün önünde tüm Türkiye'ye tecavüz ediliyor, bırak sesini çıkartmayı yumurta atmak bile yasak(!) Türkiye çöl olmasın reklamları vardı ama merak ediyorum acaba çoktan mı oldu da hergün kapıyı "kutupayısı" zorluyor. Cebimizdeki paraya göz dikenlerin hiç ama hiç suçu yokmuş, onu fark ettim bugün bu haber sayesinde. Kulağımızın arkasındaki sızlamanın da sebebi onlar değilmiş aslında.. 2005-2010 yılları arasında 83 adet (evet evet tam seksen üç adet) özelleştirme yapıldı, geçenlerde de İDO (!!!!!) satıldı, bu paralar nerede acaba? Kimlerin cebine, kimlerin sobalarına girdi? Kömür olarak mı dağıtılacak, yoksa gene suyu olmayan köye çamaşır makinası mı verecekler? "Atatürk’ün Konya’da açtığı “uçak fabrikası”nın “gazoz fabrikasına” çevrilmesi gibi pek çok işletme de önce başka sektörlere kaydırılıyor, sonra da kapatılıyor…" bundan bahsetmiyoruz zaten başka zaman yazarız bunları da.. Neyse.. Ormanlık alanların statüsünün değiştirilip imara açıldıktan sonra "çatır çatır" peşkeş çekilmesi, "ben yaptım oldu"cu insanların her yerde boy göstermesi vs.. Bunların hiçbirinin suçu yok..

Bu başlıktaki kemikleri sızlayasıca kişi, 1816 yılında "kleptomani" hastalığını ilk defa ortaya atıyor.. Nasıl ki alzheimer hastalarına kızamıyorsak, kleptomanlara da kızamayız.. Onlar hasta.. Demek ki suç onların değil.. Ceza-i ehliyetleri bile yok hatta.. Ben de yıllardır kızıyordum, nasıl da utandım, nasıl..

Meğerse tüm suç Andre Matthey'inmiş..

(yerseniz..)

8 Nisan 2011 Cuma

Kadın Hakları(!)

KADIN HAKKI YOKTUR, İNSAN HAKKI VARDIR; AKSİNİ İDDİA EDEN DE DAR GÖRÜŞLÜ FEMİNİSTLERDEN ÖTE DEĞİLDİR!

Kadın hakları denen "şey" nedir yahu? Birisi lütfen bana açıklama zahmetine girsin ve aydınlatsın.. Bu kadın haklarını ortaya atanlar, kadın ve erkeğin eşit olması gerektiğini savunanlar ile aynı değil mi ? İşte anlam veremediğim kısım da tam burası; insan hakları var, kadın hakları var; peki nasıl eşit olabiliriz ki ? Diyeceksiniz ki yakın geçmişimizde kadın-erkek kanun önünde bile eşit değildi; halbuki seçme seçilme hakkını, medeni kanunlarını devşirdiğimiz İsviçre'den bile daha önce verdik. E zaten siz bu "kadın haklarını" ortaya atarak "insan hakları" olması gereken evrensel gerçeği silip atıyorsunuz.

Düşünelim birlikte; bir tarafta insan hakları var.. Olması gereken, olduğu kadar.. Bir tarafta da ekstradan kadın hakları var.. Demek ki ya insan olarak görülmüyorlar ya da insan hakları, kadınları korumaya yetmiyor.. Burada da sıkıntı "insan" olmayan ama bu haklardan faydalanan öküzlerde bitiyor.. Eğer sen karısını dövüp karakola geldiğinde adamla kadını barıştırıp geri gönderiyorsan; sorun sadece döven öküzde değil..

Meclise bakalım, bazı partiler sadece "görüntü" olarak kadın milletvekili ya da yönetici barındırıyor, sorsan hani nerede diye "işte burada" demek için.. Var mı var.. Yemin etsen başın ağrımaz.. Kadın siyasetçi mi çıkmıyor yoksa biz de çıkartamıyoruz ya da anlamaz onlar diye daha kafasını kaldırdığında aşağıya çekiyoruz..

Trafikte görünce sıkıştırılan kadınlar var bir de değil mi.. Önüne kıralım bir aklı başına gelsin; dur şunun etrafından döneyim, off taş gibiymiş dur bir yanından geçelim.. Garip milletiz vesselam..

Geçen gün bir yazı okudum gazetede, "hadım yasası" geliyormuş herhalde.. Ben bunun en fanatik savunucularındanım aslında ama ya gerçekten suçlu değilse ? ya sadece iftira atıldıysa ? Bunun ayrımını kim yapacak.. Ülkemizde bu ve benzeri saçma sapan olaylar her zaman oluyor; fiyatta anlaşılır sonra kadın daha fazla ister, hop tecavüz etti der veya Ergenekon gibi saçma sapan davalar, hakimler savcılar varken; kimin gerçekten hadım edilmesi gerektiğine kim karar verecek ?

Hem bu yasa sadece maddesel olarak tecavüz için mi geçerli yoksa bir milletin haysiyetine, şerefine manevi olarak tecavüz edenler için de geçerli mi ? Yok ozaman çok iş düşecek doktorlara da o bakımdan soruyorum !!!

6 Nisan 2011 Çarşamba

Paranoyak Devlet

Ezelden beridir bizim devlette, hükümetlerde vatandaşına olanın da üzerinde bir kendine güvensizlik vardır; ne kendi verdiği nüfus kağıdına güvenir ne de öğrenci kimliğine..

Otobüse binersiniz, elinizde "devlet üniversitenizin" verdiği "bu adam benim öğrencimdir, ben buna bakarak devletin yapılmasını gerekli gördüğü her türlü işlemi yapabilirim" kağıdı veya kimliği vardır fakat yeterli değildir zira devlet, kendi üniversitesinin verdiği kimlik kartına güvenmemektedir ve sizden bir de "paso" (belirli bir ücret karşılığında biraz önce bahsedilen güvenilirliği tartışılan üniversiteden aldığınız "bu adam öğrencidir" kağıdı ve belirli bir "ücret" karşılığı satın aldığınız indirim hakkını ispatlayan kart) istenmektedir; saçmalık olduğunda ısrarcısınızdır ama iki tane kıçı kırık soruya hakim olamayan ve çaldıran devletiniz bunu zorunlu tutmuştur.. Buna ek olarak bir de yeni bir uygulama var İstanbul minibüslerinde "indirim sadece üniformalı öğrenciler için geçerlidir". Öğrencisiniz ama sadece okula gidip gelirken, bunun dışında kalan zamanlar örneğin haftasonu kitap almaya gideceksiniz, hayır diyor insanlar gidemezsin; yani gidersin ama ya üniformalı ya da zamlı... Hele hele üniformalı öğrenciye kimlik soran otobüs şöförlerine hastayım; "abi ben manyağım 20krş indirimli gitmek için üniforma aldım" hergün 750 kere binsem otobüse nereden baksan günlük 150TL kar ederim =) [20krş varsayımsaldır]

Oturduğunuz yeri sorar ve inanmaz muhtardan evrak isterler; şimdi o muhtar benden daha mı güvenilir? Ben bizim muhtarı sadece seçim zamanı görüyorum.. Bir defa denk gelip sordum; "yav sizi pek göremiyoruz, hayırdır sağlıksal falan bir şey yoktur umarım" diye. Cevap geldiğinde afalladım resmen; "Toplantılar falan çok oluyor, belediyede oluyorum genelde" Sanırsın Mustafa Koç.. Tabi canım o toplantı senin, bu toplantı benim.. İkinci taşıma ruhsatını aldığını anlattı mesela.. Lazım tabi ki.. Bugüne kadar hiç suikaste uğrayan mahalle muhtarının olmaması bugünden sonra da olmayacağının garantisini veremez kimseye... Devlet bu kişiye benden daha mı çok güveniyor yani ? Bu nasıl bir "pozitif" ayrımcılıktır, devlet nasıl böyle bir şeye karar verir, benim kaç defa devleti kandırmaya yönelik hamlem olmuştur da şimdi bunu istemektedir.

Nüfus kağıdının, öğrenci kimliğinin sahtesini yapabilecek bir çete bu yukarda anlatılan paso ve ikametgah suretinin sahtesini yapamaz mı ? Adamlar sahte pasaport yapıyor yahu =) Vatandaştan üç kuruş daha alabilmek için kişi kendini paranoyak yapar mı ?

Noter ve tasdik olayından bahsetmiyorum bile zira sinirlerim bozuluyor...

Vatandaşı geçtim, kendine bile güvenmeyen bir devletten ne beklenir? Nasıl beklenir?

4 Nisan 2011 Pazartesi

Tüpgaz VS Nükleer Enerji

Cidden bunun altına yorum yazmak lazım mı ? Bir insan bunu karşılaştırabilir mi ? Yoksa sadece başlık olarak bile yeterince garip mi ? Yapılıyor herhalde.. Risk yönetimi veya fırsat maliyeti gibi kavramların kendisine bir şey ifade etmediği birisi yapar. İnsanlara “durmak yok yola devam” şeklinde her türlü sahtekarlığı iyi bir şeymiş gibi iteleyen birisi yapar. “Hap” gibi yutturulan anayasanın ardından “Kol” gibi sokulmaya çalışılan bir nükleer enerji santrali, tüm dünya nasıl kurtulsak bundan diye hesap yaparken bizim tuzu alıp koşmamız biraz ironik değil mi ? Tecavüzü bu kadar seven bir millet olabilir mi ? Hala bunların peşinden koşan bir millet.. Olur olur.. Kendisine saygısı kalmamış bir milletse eğer olur…

Tüpgaz VS Nükleer Enerji

Cidden bunun altına yorum yazmak lazım mı ? Bir insan bunu karşılaştırabilir mi ? Yoksa sadece başlık olarak bile yeterince garip mi ? Yapılıyor herhalde.. Risk yönetimi veya fırsat maliyeti gibi kavramların kendisine bir şey ifade etmediği birisi yapar. İnsanlara “durmak yok yola devam” şeklinde her türlü sahtekarlığı iyi bir şeymiş gibi iteleyen birisi yapar. “Hap” gibi yutturulan anayasanın ardından “Kol” gibi sokulmaya çalışılan bir nükleer enerji santrali, tüm dünya nasıl kurtulsak bundan diye hesap yaparken bizim tuzu alıp koşmamız biraz ironik değil mi ? Tecavüzü bu kadar seven bir millet olabilir mi ? Hala bunların peşinden koşan bir millet.. Olur olur.. Kendisine saygısı kalmamış bir milletse eğer olur…