22 Eylül 2018 Cumartesi

Başlıksız..

     Hep en sevdiğim şey önce başlığı yazıp, sonra da tüm yazıyı onun etrafında şekillendirmek olmuştur ama altıncı yazıp-sildiğim başlıktan sonra sanırım bu sefer de böyle olmalıymış..

     "Yeni Mesaj" kutucuğuna basmak ne kadar da zormuş, kaç ay oldu tıklayamamıştım; hem de ne işten güçten, ne dert tasadan.. Hani bazen "ağır" hissedersin ya kendini böyle "fok balığı" gibi yatmak gelir sadece içinden, aynen o durumda bir ruh haliyle taşımak vücudu ne kadar da güçsüz hissettiriyor insana kendini hayata karşı.. Bazı günler "Bu da mı gol değil" diye sorası geliyor insanın ya da genelleme yapmayalım , benim öyle oluyor.. Yoksa "aklımdan fışkırmadığından" değil yani, sadece "sular kesik örtmenim" durumu hasıl, sonuçta hepsi bahane değil mi ?

     Herkese kendi derdi, dev görünürmüş. Kiminle konuşsam ya da kimi dinlesem daha doğru olacak sanırım, zira ben genellikle dinleyen tarafta oluyorum, sürekli mutsuzlar, şehr-i Istanbul'un laneti midir yoksa piyasa şartları mıdır ya da çok mu seviyoruz bir şeylere isyan etmeyi ? İsyan etmek derken, düzene baş kaldırmak gibi, devrim gibi işe yarar veya en azından bir amaca hizmet etmesini umduğunuz şeylerden bahsetmiyorum; bulunduğu durumun vehametine kendini kaptırıp, hayattan zevk alamaz duruma gelmekten bahsediyorum. "Efkarım birikti, sığmaz içime; bin sitem etsem de azdır kadere, gülmeye unutan yaşlı gözlere; mutluluktan haber ver Dilek Taşı.." Tüm insanlık bu durumda olamaz değil mi ? Ben hep "denk gelen" tarafta olmalıyım, insanlar bu kadar mutsuz olmayı hak etmiyor, her şeye rağmen..

     En kötü insanlar bile mutsuz olmayı hak etmemeli, zaten mutsuz oldukları için kötü değiller mi? Daha en başında hikayenin mutlu olsalardı kötü olmayı seçerler miydi? Hem de bırak göreceli doğruları, toplumun kriterlerinde bile mutlu olsalar neden kötü olsunlar ki ? Bir şeylerden rahatsızlık duymasan değiştirmeye çalışır mısın ? Çalışmazsın herhalde, sormazlar mı adama "deli mi öptü" diye.. Hep hikayenin başında değil mi bizleri mutsuz edenler aslında hep dileklerimizde olanlar? Aşk, iş, başarı, para vs. Bu durumda sorunu biraz daha genelleyerek toplumun mutluluğuna getirirsek ve buradan da ilerleyip bir toplum külliyen mutsuz ise sizce de kötü yönetilmiyor mudur? Bunu da mı siyasete bağladın diyen olacaktır kesin, (ki okuyan sayısı 5 olunca çok büyük bir kalabalık sayılmaz bence :) ) yapmayın lütfen, bireysel mutsuzluktan bahsetmiyorum, toplumsal bir çöküş var; herkes mi mutsuz olur bir ülkede.. Rusya'da kaldığım dönemde orada da aynı şekildeydi, metroda insanların yüzünden mutsuzluk akıyordu.. Toplumsal mutluluk, toplumsal refahla olur; ne yerdeki ne de havadaki sarayla olmaz..

     Özgür değiliz, herhalde bu nedenle bu toplumsal mutsuzluk. Toplumun %99'luk bölümü sanmıyorum ki gelecek planlarını yaparken huzurlu olsun.  Aristo ve Platon'un özgür nasıl olunur cevabına sırasıyla "Düşünerek" ve "Öğrenerek" demesi açıkça son yılların huzursuz mutsuzluğunu anlatmıyor mu aslında? Ne düşünüyoruz ne de öğrenmeye niyetimiz var, başka bir toplum olamaz ki öğrenmeye bu kadar dirensin.. Birileri yapıyorsa "aman bana ne yapmaya devam etsinler". Nerede kaldı bu Atatürk'ün "Çalışkan Milleti" ? Acaba Atatürk'ün Türkiyesi'nden çıktığımız için mi burnumuz boktan çıkmıyor, korkuyorum Barbaros Bey'in bedduası tutacak diye.. Sonrasında da "müstehak" deriz hep birlikte batarken ya da ne bileyim belki de "Kandırıldık" deriz ne dersiniz ?

Edit : Başlık atsam iyiydi aslında ama huyum değildir, önce yazıp sonra da uygun başlığı atmak..

Özlemişim klavyenin tuşlarıyla blog'un duvarını karalamayı, her ne kadar kurşun kalemci olsam da.. O kadar yumuşak bir ucu olacak ki, yazmak isteyeceksin bir cümle daha; sırf kalemi kullanmak için lafı uzatacaksın, kelimelerle oynayacaksın; bir de muhteşem silen silgin olacak.. Onu kullanabilmek için kasıtlı hatalı yazacaksın.. Üzgünüm sevgilim klavyem ama inan gerçek bu.. 

7 Eylül 2018 Cuma

Bu ayraç sende kalsın



Etraf bir süredir çok tozlu idi,ve bir durum bildirimi olarak hepimiz hayattaydık.En azından nefes alıyorduk,
Koca bir yaz bitiyor ,bir yaş daha büyüdüm ve ;simdiye kadarki en anlamlısı sanırım bu yaş oldu,dönüm noktaları ile dolu..

Sene hızlı başladı,20’lerin sonunda 30’un başında günlerimi hastanede geçirdim rutinde kullandığım baş ucu ilaçlarım var idi hoş buldum 30 😊

İş hayatı,ev hayatı,eş dost..Çoğu ile farklı zamanlarda tekrar görüşmek üzere vedalaştık,ben buna kandırıkçı veda ismini verdim,aralarında vedalaşırken gözyaşlarımla ıslanan omuzlar için ‘’kandırıkçı veda’’ ismi çok daha naifti..

Sağolsun hayat,en samimilerini aldı yanıbaşımdan özellikle elleçleyip seçer gibi,ne zırladım ama he..

Kısacık aralarla sözleşmiş gibi,iş değiştireninden başka ülkeye yerleşenine dek sırasıyla,domino taşı gibi idi..
Vedalaşmalar,sözleşmeler,paylaşılan herşey zamana tebessümle sabitleniyordu,

Bi de şunu bilin, akılda olabiliyorsunuz,ancak farklı zaman dilimlerinde ve farklı tempolarda sadece tebessümle hatırlanmak-hatırlamak ve hasret kalıyor arkada..

Belli bir süre merak ettiğin tüm soruların,cevabı, birgün pat diye en heybetlisinden karşına çıksa da,süreç sana kabullenmeyi ve göreceli olarak hissizleşmeyi öğretiyor-imiş..

Dayanabildiğin kadar kapalı tutabilirsin gözlerini,duymaz ve görmezsin ama içten içe meraklanırsın,şaşırmamayı da hayat kendine özgü güzellemeleri ile güzelce koyar karşına,

Ben kısmi olarak dayanıklı olacağım,gözümü açtığımda önemli olan bulunmak ya da görünmek değildi artık..

Sen bana hiçbirşey anlatma,bardakların dolu taraflarını gösterip,balık tutmayı öğren,kişisel gelişim,kendini keşfetmeyi öğren güzellemelerini de geç..

Minyon olmayı bu yüzden sevmiyorum sanırım sadece,
Sağlam ve kontrollü sinir yapısına sahipseniz,bu konuda zerre alçakgönüllü olmam,sana bişi anlatacağım ama nolur güçlü ol cümlelerini sevmezsiniz..

20 saat aç susuz uykusuz da kaldım ben,uzun yollardan döndüm,bünyemde 3-5 oranlık demir ve düşük lökasitlerle falan filan,domuz gibiydim bayılmadım da..

En dandik mevzularıda atlattım şükür peş peşe,falan filan..

Şimdi 2019’a ne kaldı şurada,ama ben de bir şey hiç değişmiyor,
Eylül ayı bana iyi gelmedi hiç,hep bir hüzün.. yaz aylarının bitişi,Kar kışın başlangıcı, erkenden sonlanan günler..

Hayat daha fazla ne alır,ne getirir bilmiyorum,eskisi kadarda merak etmiyorum.Lakin 2018 sağolsun şaşkınlık ve saçmalık hislerini güncelledi bünyede..

Arada gelip buraları daha fazla dolduracağım,vakit buldukça..Burayı okuyup buraya vakit ayırmamı istemeniz,mailler.. gözlerimi kocaman doldurdu 😊

Güzel birkaç şarkı bıraktım ben gelene dek idare edin.. 😊